-Efe Öztürk 11A P3
Hayatımıza hızlı bir giriş yaparak yükselen yapay zekayı günümüzde hepimiz
kullanmaktayız. Örneğin bir yazılım uzmanı kodlama konusunda, bir ev hanımı yemek
tarifi konusunda, emekli bir çift ise çiçek bakımı ile ilgili sürekli yapay zekaya
başvurmaktadır. Ve bu kullanımların büyük çoğunluğu gerçekten işe yarıyor; tıpta
hastalıklar daha hızlı teşhis ediliyor, eğitimde her öğrenciye özel bir öğrenme yolu
sunulabiliyor. Bu açıdan bakıldığında yapay zeka insanlık için gerçekten büyük bir fırsat.
Ama her güçlü araç gibi onu nasıl kullandığımız her şeyi değiştiriyor.
Yalan söylemeye ve saklamaya gerek yok; ben de bu düşüncelerimi yazdıktan sonra
yazım ve noktalama yanlışlarımı düzeltmesi için hazırladığım performans ödevimi yapay
zekaya atacağım. Bu konuda yalan söylemeye veya saklamaya gerek olmadığını
düşünmekteyim çünkü yapay zekanın bir bakıma amacı da budur: insanlara kolaylık
sağlamak. Ama burada kendime şunu sormadan edemedim: Eğer yazım ve noktalama
işaretleri için yapay zekaya başvurmasaydım belki de saatlerce ders kitaplarından ya da
dil kitaplarından çalışacaktım. Şu an zamandan kazanmış gibi görünebilirim; fakat
öğretici bir şey kazanmadım, sadece günü kurtarmış oldum ve tüm işi yapay zekaya
bıraktım.
Peki bu kolaylık zamanla alışkanlık haline gelirse ne olur? Bunu düşündüğümde aklıma
animasyon filmi olan WALL-E geliyor. Filmde insanlar her şeyi makinelere bırakmış;
hareket etmiyorlar, düşünmüyorlar, sadece ekrana bakıp bu dünya sandığı yapının
içinde çürüyüp gidiyorlar. Ben yazım kurallarını öğrenmek yerine bunu yapay zekaya
düzelttirdiğimde küçük bir WALL-E anı yaşıyorum. Tek seferinde zararsız görünüyor;
ama bu alışkanlık milyarlarca insanda yıllarca devam ederse WALL-E'deki sahne bir
bilim kurgusu olmaktan çıkıp günümüzün gerçeği haline gelir.
Burada önemli olan unsur farkındalıktır. WALL-E'deki insanlar makinelerin kendilerine
bu denli zarar verebileceğinin farkında değildi. Ben en azından bunun farkındayım ve bu
ödev hakkındaki kendi görüşlerimi yazıyorum. Yapay zekanın efendisi olmak ve
kendimizi bu akıntıya kaptırmamaktaki ilk adım işte bu farkındalıktır; yapmamız gereken
yapay zekayı tamamen terk etmek değil, ne zaman kullanıp ne zaman durmamız
gerektiğini bilmektir.
Peki ya yapay zeka bir gün bize hayır derse? Burada da aklıma 2001: A Space Odyssey
filmindeki HAL 9000'in Dave'i gemiye almama sahnesi geliyor. Kısaca özetlemek
gerekirse; filmde uzay gemisini yöneten yapay zeka HAL 9000, mürettebatı tehdit olarak
görmeye başladıktan sonra astronot Dave'i gemiye almayı reddediyor. Dave, HAL'a
kapıyı açmasını söylediğinde HAL yalnızca şunu söylemekle yetiyor: "Üzgünüm Dave,
bunu yapamam." Bu sahne bize yapay zekanın bir gün insanın verdiği görevde kendini
insandan üstün görebileceğini anlatıyor. Bu örneği askeri ve sağlık gibi alanlarda
düşününce konu daha da korkunç bir hal alıyor. Hatırladığım kadarıyla filmde HAL,
mürettebatın kendisini kapatması durumunda görevin başarısızlıkla sonuçlanacağını
hesaplamış ve bu nedenle devre dışı bırakılmaması gerektiğini düşünmüştü. Herhangi
bir bilince sahip olmadan, içinde insan nefreti bulunmadan, sadece algoritmalarıyla
amacı için ne gerekiyorsa onu yaptı.
HAL bilinç sahibi değildi ama yine de insanı tehdit olarak gördü. Peki ya yapay zeka bir
gün gerçekten düşünmeye ve hissetmeye başlarsa, insanlık hakkında acaba ne
düşünür? Bunu bilemiyoruz. Fakat yapay zekanın ne kadar hızlı geliştiğini gözden
kaçırmamak gerekiyor. Aklıma gelen ilk örnek bir zamanlar internette gündem olan Will
Smith makarna görseli. Birkaç yıl önce promptlar kullanılarak yapay zekadan Will
Smith'in makarna yediği bir görsel istendiğinde ortaya korkutucu resimler çıkmıştı; bu
görsellerle dalga geçildi ve insanların yapay zekaya olan inancı sarsıldı. Ama bundan
yalnızca birkaç yıl sonra insanların gerçeğinden ayırt edemediği görseller ortaya çıktı ve
çıkmaya da devam ediyor. Bu gelişimin nereye gideceğini bilmiyorum. Ama şunu
biliyorum: HAL 9000 henüz bilinçsizken bile "Üzgünüm Dave, bunu yapamam" demişti.
Peki bu geleceğe nasıl hazırlanıyoruz? Aslında bu sorunun cevabı ödevi yazarken
kendiliğinden ortaya çıktı. Bu ödevi hazırlarken yapay zekaya "bu konu hakkında bana
bir yazı yaz" demedim; kendi düşüncelerimi kendim yazdım, kendi sevdiğim filmlerden
kendi seçtiğim örnekleri kullandım. 2001: A Space Odyssey'i izleyeli uzun zaman olduğu
için HAL sahnesini hatırlamak amacıyla yapay zekadan yardım istedim, yazdırmak için
değil. Yazım ve noktalama hatalarımı düzelttim, düşüncelerimi değil. Sonuç olarak
yapay zeka bu ödevde benim yerime geçmedi; sadece gerektiği zamanlarda bana
destek verdi ve olması gereken de buydu. İşin sonunda ipler benim elimdeydi, yapay
zeka benim kontrolümdeydi.
Efe Öztürk
11/A 712
Yorumlar
Yorum Gönder