-Armin Görnük 11A P3

 

   Bir gün telefonlarımız cebimizde değil, zihnimizin içinde olacak.Bir gün insanlar konuşmadan anlaşacak, çünkü düşünceler kelimelerden daha hızlı aktarılacak.Ve bir gün, belki de bir sabah uyandığımızda, artık yapay zekâ” diye bir şeyin kalmadığını fark edeceğiz. Çünkü o, elektrik gibi görünmezleşecek. Her yerde olacak ama kimse onu ayrı bir teknoloji olarak görmeyecek.

Ben geleceğin bir anda gelmeyeceğini düşünüyorum. Gelecek sessiz gelir. İnsanlık tarihindeki en büyük değişimler bağırarak değil, fısıldayarak gerçekleşmiştir.İnternet çıktığında insanlar onu sadece bilgi bulmak için kullandı.Telefon çıktığında sadece konuşmak için kullanıldı.Ama sonra internet insan zihnini değiştirdi, telefon insan ilişkilerini dönüştürdü.Şimdi yapay zekâ geliyor ve bu kez değişen şey yalnızca araçlar olmayacak. İnsan olmanın anlamı değişecek.

Bence gelecekte insanlar ikiye ayrılacak:

 

 Yapay zekâyı kullananlar ve yapay zekâ tarafından kullanılanlar.Çünkü yapay zekâ yalnızca ödev yapan, resim çizen veya soru cevaplayan bir sistem değil. O, insan zihninin dışarıya taşmış hâli gibi. İnsanlık ilk kez kendi düşünme mekanizmasına rakip değil, onu büyüten bir varlık oluşturdu. Bu çok büyük bir kırılma noktası.Eskiden insanlar kas gücüyle yarışıyordu.Sonra makineler geldi.Şimdi ise insanlar kendi zihinlerinin hızına yetişmeye çalışıyor.Ve korkutucu olan şey şu:

 

  Yapay zekâ insanlardan daha hızlı öğreniyor ama insanlar hâlâ aynı hızda yoruluyor.

Belki gelecekte doktorlar teşhis koymayacak, çünkü hastalığı saniyeler içinde analiz eden sistemler olacak.Belki öğretmenler bilgi anlatmayacak, çünkü herkesin kişiliğine göre ders hazırlayan dijital eğitmenler olacak.Belki sanatçılar bile yalnız üretmeyecek; bir şiirin yarısını insan, diğer yarısını algoritmalar yazacak.Ama bütün bunların arasında en büyük soru şu olacak:

 

“İnsan neden gerekli olsun?”

  

İşte geleceğin en ağır sorusu bu.Çünkü insanlar yıllardır değerini üretebildikleri şeylerden aldı. Çalışmaktan. Bilmekten. Yapabilmekten.Peki ya makineler bunların hepsini daha hızlı yaparsa?

Ben bu yüzden geleceğin teknoloji savaşı değil, kimlik savaşı olacağını düşünüyorum. İnsanlar mesleklerini değil, anlam duygularını kaybetmekten korkacak.Bir gün herkes kusursuz içerikler üretebilecek.Mükemmel resimler, mükemmel müzikler, mükemmel yazılar…Ama o zaman kusursuzluk değersizleşecek. Çünkü herkesin ulaşabildiği şey sıradan olur.İşte o noktada insanlığı kurtaracak şey hata” olacak.Çünkü yapay zekâ mükemmeli üretir.İnsan ise gerçek olanı.

Bir insanın sesi titreyebilir.Bir ressam çizgiyi yanlış çekebilir.Bir yazar cümleyi eksik bırakabilir.Ama bazen insanı etkileyen şey tam da o eksikliktir.Ben geleceğe hazırlanırken teknolojiye tamamen teslim olmamaya çalışıyorum. Çünkü gelecekte en nadir özellik bilgi değil, bilinç olacak. Herkes her şeyi bilecek ama çok az insan gerçekten düşünebilecek.Bu yüzden kendime şunu öğretiyorum:

 

Yavaş kalabilmek.

 

    Çünkü dünya hızlandıkça, yavaş düşünebilen insanlar daha değerli olacak.Bir videoyu iki saniyede geçmeyen, bir kitabın altını çizen, sessizliğe dayanabilen insanlar…Belki geleceğin gerçek lüksü zaman olacak.Bildirim gelmeyen zamanlar.Ekrana bakmadan geçirilen dakikalar.Gerçek sohbetler.Gerçek duygular.Ben yapay zekâ çağında insan kalabilmenin bir yetenek hâline geleceğini düşünüyorum.Çünkü gelecekte insanlar bilgiye değil, hisse aç olacak.

Bir robot seni anlayabilir ama seninle aynı şeyi hissedemez.Bir algoritma sana şiir yazabilir ama kalbi kırılmaz.Bir makine sana seni anlıyorum” diyebilir ama gece üçte tavana bakıp hayatı sorgulamaz.İnsanlığın son kalesi duygular olacak.Ve belki de bu yüzden geleceğin en güçlü insanları en teknolojik olanlar değil; merhametini, hayal gücünü ve vicdanını kaybetmeyenler olacak.Ben geleceğe hazırlanırken sadece teknoloji öğrenmenin yeterli olmadığını düşünüyorum. Kod yazmayı öğrenmek önemli olabilir ama bir insanın gözündeki kırgınlığı anlayabilmek de en az onun kadar önemli olacak.Çünkü yapay zekâ hesap yapabilir ama anlam arayamaz.Olasılık hesaplayabilir ama umut edemez.Veri toplayabilir ama çocukluk özlemi hissedemez.İnsanlığı insan yapan şey zekâ değil, derinliktir.Ve bence geleceğin en trajik insanları, makineler yüzünden işsiz kalanlar değil; kendi iç dünyasını kaybedenler olacak.Belki ileride insanlar artık yalnız hissetmeyecek çünkü herkesin kişisel yapay zekâ arkadaşı olacak.Ama aynı zamanda hiç olmadığı kadar yalnız olacaklar. Çünkü anlaşılmak ile gerçekten bağ kurmak aynı şey değildir.Ben geleceğin neon ışıklı şehirlerden, uçan arabalardan veya metal robotlardan ibaret olacağını düşünmüyorum.

Gelecek daha çok görünmez bir dönüşüm olacak. İnsan beyninin, ilişkilerin, aşkın, dostluğun ve hatta sessizliğin değiştiği bir dönem…Ve belki yüz yıl sonra tarih kitaplarında şöyle yazacak:

“İnsanlık ateşi bulduğunda hayatta kalmayı öğrendi.İnterneti bulduğunda bağlanmayı öğrendi.

Yapay zekâyı geliştirdiğinde ise kendisiyle yüzleşmek zorunda kaldı.”

  Çünkü yapay zekâ aslında bir ayna.İnsanlığa kendi zihnini geri gösteren dev bir ayna…Ve o aynada gördüğümüz şey, geleceği belirleyecek.

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                                                                                ARMİN GÖRNÜK 11/A 213

     

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yağmur Eryılmaz 11A

Achelıya Değer 11A

Ege Şahin Çelenk 11A