-Kaan Öğrük 11A P3

 Yapay Zeka, Medeniyet ve Gelecek Üçgeni

 İnsanlık tarihi yalnızca savaşların, devletlerin ya da fikirlerin tarihi değildir. Aynı zamanda araçların, icatların tarihidir. Ateşin bulunmasıyla geceler değişmiş, matbaanın icadıyla düşünce çoğalmış ve basılmış, buhar makinesiyle şehirleşme hızlanmış ve üretim artmış, internetle birlikte dünya küçülmüş ve bir o kadar da erişilebilir olmuştur. Her büyük buluş, insanın yaşam biçimini değiştirmiş; bazen onu özgürleştirmiş, bazen de kendi elleriyle kurduğu düzenin içinde daha bağımlı hâle getirmiştir. Bugün ise insanlık ve insanlığın oluşturduğu medeniyet yeni bir eşikte durmaktadır: yapay zeka çağı.

 Yapay zeka, ilk bakışta insan hayatını kolaylaştıran büyük bir nimet gibi görünmektedir. Nitekim öyledir. Dakikalar sürecek işleri saniyeler içinde yapabilmek, bilgiye hızlı ulaşmak, karmaşık problemleri çözebilmek insan için ciddi bir avantajdır. Tarih boyunca insanlar daima kendi yükünü hafifletecek araçlar üretmiştir. Pek tabii insanın kolaycılığından mütevellit bu. Ancak burada sorulması gereken asıl soru şudur aslında: İnsan yükünü hafifletirken, kendi zihnini de işlevsiz bırakmaya mı başlamaktadır?

 Ben yapay zekanın tamamen reddedilmesi gereken bir teknoloji olduğunu düşünmüyorum. Aksine, onun yardımcı bir araç olarak kullanılmasının oldukça faydalı olduğuna inanıyorum. Fakat insanın yaratıcı gücünün yerini alabilecek bir noktaya taşınması beni endişelendiriyor ve biliyorum ki yapay zeka ne kadar gelişirse gelişsin insanın yaratıcılığının yerini alamaz. Çünkü insanı insan yapan şey yalnızca bilgi üretmesi değildir; hissetmesi, sorgulaması, hata yapması ve anlam arayışıdır. Bir şiiri değerli yapan yalnızca kelimeler değildir. O şiirin arkasındaki acı, yalnızlık, umut ya da yaşam tecrübesidir. Duygulardır yani insanı bir makineden ayıran. İnsan her ne kadar rasyonel davranmaya çalışırsa çalışsın, netice açıktır; insan duygulardan arınamaz. Yapay zeka ise bütün bunları taklit edebilir, fakat yaşayamaz.

 Bugün birçok insan düşünmek yerine yapay zekâya düşünmeyi devretmeye başlamıştır. Birkaç saniyede fikir üreten uygulamalar, saniyeler içerisinde resim çizen botlar, insan ilişkilerini bile algoritmaların yönlendirmesi… Bunlar ilk başta pratik görünse de uzun vadede insan zihnini köreltebilir. Kaslarını kullanmayan bir beden nasıl zayıflarsa, düşünmeyen bir zihin de zamanla tembelleşir. Teknolojinin insanı geliştirmesi gerekirken, onu etkisiz bir canlıya dönüştürmesi oldukça tehlikelidir.

Bu durum yalnızca bireysel değil, toplumsal sorunları da beraberinde getirir. Yapay zekanın gelişmesiyle birlikte milyonlarca insanın işsiz kalma ihtimali ciddi biçimde konuşulmaktadır. Fabrikalarda makinelerin işçilerin yerini alması sanayi devriminde nasıl büyük kırılmalar yarattıysa, bugün de benzer bir süreç yaşanabilir. Özellikle üretim, müşteri hizmetleri, medya ve yazılım gibi alanlarda insan emeğinin değersizleşmesi ihtimali oldukça düşündürücüdür. Kapitalizm ve sanayileşme ile “meta” haline gelen (Marx’ın deyimiyle) insan emeği işlevini de yitirecektir. Fakat bu Marxist teorinin istediği gibi değil tam aksi gibi olacaktır çünkü tekelleşme, patronların zenginleşmesi, sosyoekonomik eşitsizlikler ve gelir farkının artması berbat bir sonuçtur. İnsanlığın ürettiği teknoloji, yine insanın ekonomik varlığını tehdit etmeye başlamaktadır.Bunun yanında çoğu insanın göz ardı ettiği başka bir mesele daha vardır: ekolojik yıkım.

Yapay zeka sistemlerinin çalışabilmesi için devasa veri merkezleri kuruluyor, büyük miktarda elektrik ve su tüketiliyor. İnsanlık bir yandan çevre krizinden şikâyet ederken diğer yandan sınırsız teknolojik büyümeyi kutsuyor. Oysa doğanın da bir sınırı vardır. Belki de modern insanın en büyük çelişkisi budur: Kendi konforu uğruna yaşadığı dünyayı yavaş yavaş tüketmesi ve bunu hiç umursamaması...

 Tam da burada çok sevdiğim bir şair olan İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy’un şu sözü aklıma geliyor: “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar.” Her ne kadar bu söz farklı bir tarihsel bağlamda; anti-emperyalist bir tutumla Batı’nın ikiyüzlülüğüne dikkat çekmek için söylenmiş olsa da, bugün teknoloji karşısındaki insanlığın durumuna da güçlü bir şekilde uyarlanabili fikrimce. Çünkü medeniyet yalnızca ilerleme değildir; aynı zamanda kontrolsüz büyümenin, yabancılaşmanın ve insanın kendi doğasından uzaklaşmasının da hikâyesidir. Bu noktada beni fazlasıyla etkileyen Jean-Jacques Rousseau’nun düşüncelerini hatırlatmak istiyorum. Rousseau, insanın doğadan uzaklaştıkça yozlaştığını savunuyordu. Bugün ekranların, algoritmaların ve yapay zekânın ortasında yaşayan insanın yalnızlığı düşünüldüğünde, bu fikirlerin hâlâ güncelliğini koruduğu görülebilir. Nitekim bu da Rousseau’nun ne kadar büyük bir filozof olduğunu gösterir o apayrı bir mesele.

 Peki ben bu geleceğe nasıl hazırlanıyorum? Öncelikle yapay zekayı tamamen hayatımdan çıkarmaya çalışmıyorum. Çünkü çağın gerisinde kalmak da gerçekçi değildir, hatta amiyane tabirle salaklıktır bence. Fakat onu yalnızca bir araç olarak görmeye çalışıyorum. Düşünme yetimi, hayal gücümü ve sorgulama becerimi kaybetmeden teknolojiyi kullanmanın önemli olduğuna inanıyorum. Kitap okumaya, kendi fikirlerimi üretmeye ve zihnimi tembelleştirmemeye çalışıyorum. Çünkü gelecekte asıl değerli olacak şeyin yalnızca bilgi değil, insanın özgün bakış açısı olacağını düşünüyorum. Bugün yapay zekaya on dakikadan kısa bir sürede mükemmel bir tablo çizdirip revize edebiliriz ama yapay zekanın bu yetisi de temelde insan kaynaklı veridir. Yani insan verisi azalırsa hatta yok olursa yapay zekanın beslenip sentez yapabileceği kaynağı olmaz ve özelliğini yitirir.

 Neticede yapay zeka insanlığa büyük imkânlar sunabilir; fakat aynı zamanda büyük tehlikeler de barındırmaktadır. Tarihteki her büyük yenilik gibi onun da insanı hem ileri taşıma hem de yozlaştırma ihtimali vardır. Önemli olan, teknolojinin efendisi mi olacağımız yoksa onun konforuna teslim olmuş bağımlı canlılara, daha doğru tabirle modern kölelere mi dönüşeceğimizdir. Çünkü insan, düşünmeyi bıraktığı anda özgürlüğü yok hükmündedir ve o anda yalnızca makineler gelişmiş olur

Kaan Öğrük 11/A 1032

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yağmur Eryılmaz 11A

Achelıya Değer 11A

Ege Şahin Çelenk 11A