Kayıtlar

Ekim, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ege Şahin Çelenk 11A

-Ahmet, kör olduğunu bildiği Mehmet’in bir uçuruma doğru yürüdüğünü görüyor, ama ondan hoşlanmadığı için aşağıya yuvarlanmasına göz yumuyor. Bu cinayet sayılır mı? Felsefe, insana sadece neyin doğru neyin yanlış olduğunu değil aynı zamanda doğru olanı bilip yapmamanın da  ne anlama geldiğini düşündürür. Bunun sonucunda Ahmet'in kör olduğunu bildiği Mehmet'in bir uçuruma yürümesine rağmen ondan hoşlanmadığı için duruma müdahale etmemesi ahlaki ve felsefi bir tartışma sorusudur. Bu olayda Ahmet bir eylemde bulunmamıştır ancak hiçbir şey yapmaması da bir insanın ölümüne sebep olmuştur. Benim fikrimce Ahmet cinayet işlemiştir. Çünkü yasalara göre bu durum herhangi bir suç teşkil etmiyor olsa bile ahlaki açıdan kendi hayatını tehlikeye atmıyacak bir durumda bulunuyorken onu kurtarabilicek bir şansını kullanmayı tercih etmeyip onun ölümüne neden olması benim gözümde bir cinayet olarak görünüyor. Eğer cinayet işlemek yasalara bağlı olarak kalsaydı, yasaların olmadığı bir yerde cinayet...

Emir Cabiroğlu 11A

 Ahmet, kör olduğunu bildiği Mehmet’in bir uçuruma doğru yürüdüğünü görüyor; ama ondan hoşlanmadığı için aşağıya yuvarlanmasına göz yumuyor. Bu, cinayet sayılır mı? Bence bu durum doğrudan bir cinayet olarak değerlendirilemez. Çünkü ortada aktif bir eylem, yani öldürmeye yönelik fiziksel bir müdahale yoktur. Düşünsene, önünde sevmediğin biri duruyor ve uçurumun kenarında, düşmek üzere. Üstelik kendi başının çaresine bakmasını engelleyen bir rahatsızlığı da var. Sen bunu biliyorsun ama yine de ona yardım etmiyorsun. Sonuçta o kişi düşüp ölürse, bu olay ahlaki açıdan son derece yanlış olsa da, kanuna göre genellikle “cinayet” olarak görülmez. Ahmet’in cinayet işlemiş sayılması için Mehmet’e karşı bir eylemde bulunması gerekir; örneğin onu itmesi, vurması ya da fiziksel bir şekilde ölümüne sebep olması. Buradaki durum ise eylemsizlik, yani bilerek hiçbir şey yapmamaktır. Ancak bazı durumlarda bu eylemsizlik bile suç sayılabilir. Örneğin Ahmet’in, Mehmet’i koruma veya kurtarma yükümlül...

Achelıya Değer 11A

 Merhaba, ben “Ahmet, kör olduğunu bildiği Mehmet’in bir uçuruma doğru yürüdüğünü görüyor ama ondan hoşlanmadığı için aşağıya yuvarlanmasına göz yumuyor. Bu cinayet sayılır mı?” konusunda düşüncelerimi paylaşacağım. İlk olarak, Mehmet’in kör olması bu duruma bir farklılık katmıştır. Eğer Mehmet kör olmasaydı ve yanlışlıkla uçurumdan düşseydi, o zaman kesinlikle cinayet değil derdim. Ama bu durum insanı bir düşündürüyor. Türk kanunlarına göre bu bir cinayet olarak görülse de, bence bir cinayet değildir çünkü Ahmet Mehmet’i kasten itmemiş, sadece ona müdahale etmemiştir. Ahmet’in amacı Mehmet’i öldürmek değildir; sadece hoşlanmadığı bir insana karşı ilgisizlikle yaklaşmıştır. Ayrıca Ahmet’in Mehmet’i koruma sorumluluğu yoktur. Asıl Mehmet’in yakınları, Mehmet’i yalnız bırakmamalı ve onu korumalıdır. Aslında günlük hayatımızda insanların, başkalarının güvenliğini ilgilendiren durumlarda göz yumduğu çokça görülür. Ahlaki olarak bu konuyu eleştirirsek, tabii ki de Ahmet’in yaptığı ah...

Efe Öztürk 11A

  Neden ancak özgür bir insan onurlu bir hayat yaşayabilir? Bu soruya cevap vermek i çin öncelikle “özgürlük nedir, özgür insan kime denir?” diye soracak olursak, bu sorular bile kendi başına birer felsefi sorudur ve yıllar boyunca farklı akıllar tarafından sorgulanan, karmaşık ve göreceli sorulardır. Örneğin, kimisine göre gerçek özgürlük insanın nefsine hâkim olması iken, kimisine göre sadece yasa dışı davranmamak koşuluyla istediğini yapmaktır. Bu kavramla ilgili birbiriyle örtüşen düşünceler olduğu gibi az önceki örnekte söylediğim gibi zıtlıklar içeren fikirler de vardır. Türk Dil Kurumu’na göre ise özgürlük; her türlü dış etkiden bağımsız olarak, insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu; “hürlük, hürriyet” şeklinde açıklanmıştır. Benim fikrimce, insan hiçbir zaman tam anlamıyla özgür olamaz. Oğuz Kağan gibi doğduktan hemen sonra konuşmaya başlasak, çok hızlı büyüsek veya çok güçlü bir vücuda sahip olsak bile, hayatımızın illaki bazı aşam...

Duru Cabiroğlu 11A

 Neden ancak özgür bir insan onurlu yaşayabilir? Öncelikle bu görüşe tamamiyle katıldığımı belirtmek istiyorum. Bence onurlu insan demek kendi kriterlerini, kendi hayatını,  kendi değerlerini ve inançlarını belirlemiş, kendi seçimleriyle hayatını şekillendirmiş ve sorumluluk bilinci olan insan demek. Bunlar da kesinlikle özgür bir insana ait özelliklerdir. Çünkü özgür olmayan bir insanın kendi idealleri yoktur. Varsa bile onları geri plana atmış, başkalarının düşüncelerini daha çok önemsediği veya başkalarından korktuğu için yani üstündeki baskı için o idealleri hayatının merkezine koymamıştır. Bu ister aile baskısı ister toplum baskısı olsun, bir insan kendi düşüncelerini dile getirmez veya yanlış olduğunu bildiği şeylere boyun eğerse hatta bu doğru bir şey bile olsa bu kişi onurunu koruyamaz çünkü kendi benliğine ihanet etmiş olur. En basitinden herhangi bir aile baskısından örnek vermek istiyorum. Bir genç ailesinin inandığı dine mensup değilse ve ailesi baskıcı olduğu için...

Sıla Yonca 11A

 Akıl veya Bilinç insan türü için bir yara mıdır yoksa bir nimet mi? Benim bu konuda görüşüm ikisinin de olduğu kanaatinde.Biz insanları hayvanlardan ayıran en önemli özelliklerden biri düşünebiliyor olmamız.Bu kimi insan için bir ceza kimin içinse bir nimet.Bilinçten bahsedersek örnek olarak geçmişi hatırlamak diyebiliriz ve bununla ilgili olarak kimisi için geçmişi hatırlaması bir bataklıkken kimisi içinse adeta bir cennet. Hafızamız yani geçmişimiz bizim peşimizi bırakmayacak.Yani bu yüzden bu soruya bir nimet veya yara demek gibi bir genelleme yapamam ,kişiden kişiye göre değişir. Geçmiş hatalarını hatırlamak her insan için kötüdür belki zamanında aklından geçen kötü bir  düşünce veya pişmanlıkları aklından çıkmaz ve belki bir rüyaya dalarken veya ansızın düşünürken aklına ve daha sonrasında içine bir sıkıntı olarak düşüverir . Ancak bize kendini bir yara olarak düşündürme sebebi ise artık geçmişte kalmış olmasıdır ve artık yapacak bir şey olmamasıdır. Hep geçmişten konuşm...

Aras İtkü 11A

 Ben bu yazıda "Yoksulluk, pandemi vs. ile karşılaştırıldığında, çevre konusu daha büyük bir kriz midir?" sorusuyla ilgili herhangi bir araştırma yapmadan sadece kendi düşüncelerimi aktaracağım. Bence dünyada ve Türkiye'deki en büyük kriz yoksulluk. Hatta yoksulluğun yanında çevre krizinin falan hiç konusu bile geçemez. Çünkü yoksulluk bence bütün sorunların en başı ve en büyüğüdür. Yoksul bir insan ne kendisinden başka bir şeyi düşünebilir ne de bir faaliyette bulunabilir. Ve bu yoksulluk denen şeye karşı bir önlem alınmaz veya direkt kökü kazınmazsa başka hiçbir sorun veya kriz bu dünyada giderilemez.  Senin çevre sorununa karşı önlem alman gerekebilir, evet. Fakat insanlar yoksulsa, açsa çevre konusu kimin umurunda olur ki? Pandemide de aynı şekilde: insanlar sağlığının derdindeyken, yarın yaşayacak mı, yaşamayacak mı onu düşünürken çevre konusuna veya bir başka konuya nasıl kafa yorabilir ki? Yoksullukta da öyle. Bir insan açken, aklının bir köşesinde "Eşime, çoc...

Sahra Avcı 11A

  Felsefe Birinci Performans Ödevi       -Bir şey tanrı istediği için mi iyidir, yoksa o, iyi olduğu için mi tanrı tarafından buyurulmuştur?     Küçük bir araştırmam sonucu bu sorunun felsefede “Euthyphro İkilemi” olarak bilindiğini öğrendim. Platon, bundan Euthyphro diyalogunda bahsediyormuş. Bu diyalogda Sokrates Euthyphro adındaki dindar bir adamla sohbet ederken bu soruyu sormuş ve Platon’da Sokrates’in sorduğu sorudan yola çıkarak bu ikilemi ortaya atmış. Şimdi sizlere hem kendi görüşlerimle hemde Platon’un bu konu hakkındaki görüşleriyle bu ikilemi açıklamaya çalışacağım. Tanrı; kainatı ve üzerindeki her şeyi yaratmış üstün bir varlıktır.Evrenin, kainatın, canlıların, ruhun ve bugune kadar var olmuş bütün kavramların ve açıklamalarının   yaratıcısı… Tanrı için böyle bir açıklama yaparsak bu açıklamadaki   “bütün kavramların yaratıcısı” kısmı aslında biraz bizim konumuza da değiniyor, burdan yola çıkarak devam edebiliriz. ...

Emre Çulcu 11A

 Merhabalar ben ''Neden ancak özgür bir insan onurlu bir hayat yaşayabilir?'' konusunu ele aldım. Özgürlük ve onur birbirine sıkıca bağlanmış iki ifadedir. Bir insan ancak özgür olduğunda onurlu bi hayat yaşayabilir çünkü onur, temel olarak bireyin kendi hayatının efendisi olmasıyla, yani özerkliğiyle doğrudan ilgilidir. Onurlu bir hayat, insanın kendi değerleri doğrultusunda yaşaması, kararlarını baskı altında kalmadan verebilmesi, kendini özgürce ifade edebilmesi ve gerektiğinde haksızlığa karşı durabilmesi demektir. Özgürlük, bu kararları dış baskı, zorlama veya kölelik olmadan verme imkanıdır. Özgür olmayan biri başkalarının kurallarına uymak zorunda kalır, neye inanacağına, nasıl yaşayacağına hatta ne düşüneceğine bile kendisi karar veremez. Bu durumda kişi kendi kimliğini ortaya koyamaz ve başkalarının istediği şekilde yaşar. Böyle bir yaşam ise onurlu bir yaşam değil, mecburi bir yaşamdır.  İnsan onuru, bir bireyin sırf insan olmasından dolayı sahip olduğu dokunu...

Ahmet Budak 11A

  Yoksulluk, pandemi vs. ile karşılaştırıldığında, çevre konusu daha büyük bir kriz mi?            Günümüzde gittikçe daha çok konuşulan çevre kirliliği hem uzun vadede hemde kısa vadede diğer krizlerden çok daha tehlikelidir.İlk olarak çevre krizinin özelliklerinden biri başka krizlere sebep olabilmesidir,çevre kirliliği sonucunda oluşacak yeni salgın hastalıklar ve diğer sağlık problemleri büyük can kayıplarına sebep olabilir.Bunun sebebi ise bir pandemi yaşandığında zamanla aşıların bulunması ve insanları bağışıklık kazanmasıyla etkisini kaybederken çevre kirliliği sürekli yeni sağlık sorunlarına sebep olmaktadır.Bunun kanıtı ise yaklaşık 5yıl önce başlayanCOVID-19 pandemiside raporlanan 7milyon (Tahmini 13,4-22,7 milyon arası) kişi ölürken çevre krizinden dolayı her yıl 9milyon kişi hayatını kaybetmektedir.           Çevre krizininin diğer krizlerle karşılaştırıldığında daha büyük bi...

Tuana Arslan 11A

 TUANA ARSLAN -11A Ben “Neden ancak özgür bir insan onurlu bir hayat yaşayabilir?” sorusunu ele aldım. Bu soruyu cevaplamadan önce “özgürlük” ve “onur” kavramlarının bende neyi ifade ettiğinden bahsedeceğim. Bana göre özgürlük, kesinlikle herkesin ağzında pelesenk olmuş “Başkalarının özgürlüğünün başladığı yerde bizim özgürlüğümüz biter.” anlamında değildir. Bana göre özgürlük, tamamen kişinin istediğini istediği zaman ve şekilde yapabilme yetisidir. Çok anarşist bir tanım, biliyorum evet ama zaten anarşizmin kendisinin bir ütopya olduğunu düşünürsek, özgürlüğü böyle tanımlamak yanlış sayılmaz. Aynı Jean-Jacques Rousseau’nun da dediği gibi: “İnsan özgür doğar ama her yerde zincire vurulmuştur.” Yani ben her ne kadar özgürlüğü böyle tanımlasam da, özgürlük bu dünyada böyle uygulanmıyor. Nerede olursak olalım, ne yaparsak yapalım, bize doğuştan bahşedilen bu saf özgürlük; gerek yaşadığımız toplumun ahlak normları, gerek düzeni korumak adı altında bizlere dayatılan şeyler yüzünden kir...

Armin Görnük 11A

 Armin Görnük 11A       213 Tarih boyunca insanı diğer canlılardan ayıran en temel özellik, aklı ve bilinci olmuştur. Bu sayede insan, doğayı anlamış, araçlar üretmiş, medeniyetler kurmuş ve evrenin sırlarını çözmeye çalışmıştır. Ancak aynı bilinç, insanın hem bireysel hem de toplumsal düzeyde yaşadığı acıların temelinde yer alır. Bilinç, yüzeyde bir nimet gibi görünse de, derinlerde insanın varoluşsal sancılarını besleyen, onu kendi içinde yalnızlaştıran ve doğayla çatışmaya sürükleyen bir yaradır. Varoluşun Ağırlığı Bilinç, insana yalnızca düşünme yetisi kazandırmaz; aynı zamanda kendi varlığının farkına varma, yaşamın anlamını sorgulama ve ölümün kaçınılmazlığını bilme gibi ağır sorumluluklar da yükler. Diğer canlılar ölümden habersiz yaşarken, insan öleceğini bilerek yaşar. Bu bilgi, onun iç dünyasında sürekli bir kaygı ve huzursuzluk yaratır. “Neden buradayım?”, “Hayatın anlamı nedir?” gibi sorular, insanda tatmin edilemeyen bir arayış başlatır. Filozof ...

Yağmur Eryılmaz 11A

 Bir Şey Tanrı Emrettiği İçin mi İyidir Yoksa İyi Diye mi Tanrı Emretmiştir? İnsanlığın uzun bir süredir Tanrı ve ahlak ilişkisi hakkında kafa yormuş olduğunu kabul edebiliriz. Ahlaki iyi kavramıyla ilahi irade arasında kurulan ilişki en geç Platon düşüncesinde felsefi bir hüviyet kazanmıştır. Platon’un bu sorunu ele aldığı diyaloğa atfen “Euthyphron-ikilemi” olarak nitelendirilmiştir. sokrates ile euthyphro adliyenin önünde karşılaşırlar. sokrates malum davası için oradayken euthyphro ise babasına  karşı cinayet suçlaması getirmek için oradadır. sokrates buna çok şaşırıp neden kendi babasını mahkum ettirdiğini sorduğunda;  eutyhphro bunun tanrıların emrettiği doğru davranış olduğunu söyler. bunun üzerine sokrates soruyu sorar:  "bir şey tanrı(lar) onu emrettiği için mi iyidir (ahlakidir), yoksa o şey iyi (ahlaki) olduğu için mi tanrı(lar)  onu emretmiştir?"  Mutezile(islam düşünce mezhebi)'ye göre:"Tanrı kötülük istemez ve yartmaz kötülük insanların yanlış...

Yiğit Ege Duran 11A

  - Akıl ( Akıl veya bilin ç) insan türü için bir yara mıdır yoksa bir nimet mi?   ve bilin ç, insan türüne bahşedilmiş en büyük nimetlerden biri ve bizi sadece hayatta kalmaktan öte, anlam dolu bir varoluşa taşıyan bir olgu . Evet, bilinç, kendi faniliğimizi ve varoluşsal kaygılarımızı hatırlatıyor; ama bu yük, aklın sunduğu muazzam potansiyel karşısında oldukça hafif kalıyor. Akıl, etrafımızdaki dünyayı şekillendirme yeteneği vermekle kalmıyor, aynı zamanda onu derinlemesine anlama, güzellik katma ve dönüştürme gücünü de sağlıyor. Bilim, tıp ve teknolojideki olağanüstü ilerlemeler, evreni anlama ve insan yaşamını iyileştirme çabamızın somut örnekleridir; bunlar, rasyonel düşüncenin birer ürünüdür. Ayrıca, akıl, sanat, müzik ve edebiyat aracılığıyla yaşamın ötesinde bir anlam yaratma yeteneği de kazandırıyor; bu da sadece biyolojik hayatta kalmanın ötesinde bir tatmin kaynağı. En önemlisi, öz-bilinç sayesinde, kendi eylemlerimizi sorgulayabilir, etik sistemler geliştire...

Ayşenaz Garip 11A

  İnsan, kendi varoluşuna dair en büyük sırrı hem yükselişinin hem de ıstırabının kaynağı olan o tek kelimede saklar: Akıl.                                        Peki bu benzersiz yeti, insan türü için bir yara mıdır yoksa bir nimet mi? Tarih boyunca bu soruya verilen yanıtlarda derin bir ayrışma yaşanmıştır. İşte tam da bu yüzden aklı anlamaya çalışmak yalnızca zihinsel bir uğraş değil, insanın kendi varoluşuna dönük en eski çabasının da ifadesidir. Bu çaba insanın kendine dönük en büyük sorgusudur; nereye kadar bilebilir, nereye kadar kendinden kaçabilir? Ve tam bu noktada akıl, insanın hem özgürlüğü hem de yükü haline gelir. Akıl düşüncenin ışığıdır; o ışık olmadan insan, kör bir varlıktan ibaret olur. Akıl, kelime anlamıyla düşünme, anlama ve yargılama gücüdür. İnsanı diğer canlılardan ay...

Toprak Örnek 11A

                                                                                 İYİ, KÖTÜ? ``Bir şey Tanrı istediği için mi iyidir, yoksa iyi olduğu için mi Tanrı onu ister ?`` Sorusu felsefede çok tartışılan eski ve derin bir konudur. Platon un Euthyphron İkilimi olarak da bilinen bu soru hakkındaki görüşüm; Bence iyi veya kötü diye bir kavram yoktur. Tanrı onun yasak koyduğu şeyleri yapmamayı, yapılması gereken şeyleri ise zorunlu kılmıştır. Dünyevi düşünce olarakta insanlar arasında yapılması şart olan bu duruma ``İyi`` yapılması istenilmeyen olaya ise ``kötü`` denilmektedir. Biz doğduğumu...

Ayşe Cemre Selek 11A

  Bir insan neden ancak özürse onurlu yaşayabilir? Aslında cevap çok açık bence. onurlu olmak insanın kendisinin seçtiği, kendisine göre doğru olan şekilde davrandığında mümkündür ve birinin özgürlüğü yoksa kendi kararlarını verme ve kendi değerlerine göre davranma olanağı da yoktur.Onur, insanın kendine ve başkalarına karşı saygılı olabilmesidir. Onurlu bir insan, doğru bildiği şeyden vazgeçmez ve kendi değerlerinden ödün vermez. Özgürlük ise, bir insanın kendi kararlarını baskı altında kalmadan verebilmesidir. Tanımlarına bakıldığında bile, onur için özgürlüğün gerekliliği açık ve nettir.   Onurlu bir yaşam, doğruyu ve yanlışı kendi aklıyla ayırt edebilmekle mümkündür. Özgür olmayan biri, korkudan ya da zorlamadan dolayı yanlış yapabilir. Örneğin, biri yalan söylememesi için tehdit edilirse ve yine de doğruyu söylerse, bu onun özgür iradesini kullandığını gösterir. Bu seçim, onun hem özgür hem onurlu bir insan olduğunu kanıtlar. Çünkü zor durumda bile vicdanına göre da...

Musa Karaman 11A

  Ahmet’in Sessizliği Bir Cinayet Mi Yoksa Ahlaki Bir Suç Mu?           Felsefede bazen öyle sorular vardır ki, cevabı “evet” ya da “hayır” demek kadar kolay değildir. Ahmet’in, kör olduğunu bildiği Mehmet’in uçuruma doğru yürüdüğünü görmesi ama onu durdurmaması da tam olarak bu türden bir durumdur. İlk bakışta basit bir hikâye gibi görünür: Biri görüyor, diğeri bilmiyor. Ama felsefe bize her zaman şunu öğretir: Görmek, bilmek ve susmak bazen eylem yapmaktan çok daha derin bir anlam taşır. Peki burada Ahmet kimdir? Sadece bir seyirci mi? Bir suç ortağı mı? Yoksa sessizliğiyle bir insanın ölümüne sebep olan biri, yani katil mi?   Bu sorular, bizi doğrudan etik felsefenin merkezine, özellikle de “eylem ve eylemsizlik”, “niyet ve sorumluluk” kavramlarına götürür. Felsefede insanın değeri, sadece yaptıklarıyla değil, yapmadıklarıyla da ölçülür. O hâlde Ahmet’in sessizliği, gerçekten “hiçbir şey yapmamak” mıdır, yoksa “yanlış bir ş...

Doruk Cabak 11A

  Neden ancak özgür bir insan onurlu bir hayat yaşayabilir? Özgürlük, insana bahşedilmiş en değerli nimetlerden biridir. Peki neden ancak özgür bir insan onurlu bir hayat yaşayabilir? Bu sorunun cevabını bulmak için önce “özgür insan” kavramını anlamamız gerekir. Bana göre özgür insan; herhangi bir kişiye, kuruma ya da nesneye bağlı kalmadan kendi kararlarını alabilen, kendi yaşamını kendi iradesiyle şekillendirebilen insandır. Ancak dürüst olmak gerekirse, hiçbir insan tamamen özgür değildir. Her birimiz bir topluma, bir devlete, hatta bazen kendi düşüncelerimize bile bağlıyız. Yine de bu bağlılıklar içinde olabildiğince özgür davranabildiğimizi varsayarak düşüncemi sürdürmek istiyorum. Onurlu bir hayat ise, insanın kendi doğrularına sadık kalarak yaşadığı hayattır. Toplumun baskılarına aldırmadan, inandığı değerlerden vazgeçmeyen, kendi fikrini savunabilen insan onurlu bir yaşam sürer. Bu tür bir hayat, özgürlüğü zorunlu kılar. Çünkü özgür olmadığımız sürece neye inanacağımıza, n...

Ceyda Aksoy 11A

  Ahmet, kör olduğunu bildiği Mehmet’in bir uçuruma doğru yürüdüğünü görüyor, ama ondan hoşlanmadığı için aşağıya yuvarlanmasına göz yumuyor. Bu cinayet sayılır mı?       Bence bu olay cinayet sayılır çünkü bu bir canlının ölümüne sessiz kalmaktır. Ahmet Mehmet'in kör olduğunu bilmesine rağmen onu durdurmak için bir çaba göstermiyor. Bunun sebebi ise ondan hoşlanmaması. Bana göre çok yanlış bir davranış. Birinin ölümüne sessiz kalan bir insanın vicdanın rahat olabileceğini düşünmüyorum.       Ahmet, Mehmet'in kör olduğunu ve nereye yürüdüğünün farkında olmadığını biliyor fakat Ahmet bunun farkında ama yine de hiçbir şey yapmıyor. Birinin ölüme gidişini izlemek bence çok korkunç ve kalpsizce. Mehmet'i sevmiyor olabilir ama yine de onun ölmesine izin vermesi bir suçtur. Sadece "dur" demek bu kadar zor değil.        Ahmet Mehmet'i fiziksel olarak itmemiş olabilir fakat ölümüne göz yumarak itmiş kadar oluyor. Çünkü birini...

Elif Naz Özçelik 11A

Özgürce Yaşa, Onurunla Kal   ‎Özgürlük, insanın yalnızca zincirlerden kurtulması değil, aynı zamanda kendisi olabilmesidir. Kendi kimliğini koruyan, değerlerinden ödün vermeyen insan, gerçek anlamda özgürdür. Bu özgürlük, beraberinde onuru getirir. Çünkü kendine saygı duyan biri, başkalarının baskılarına boyun eğmez; düşüncelerini, inançlarını savunmaktan vazgeçmez. Onur da tam olarak bu kararlılığın içinde filizlenir. Özgürlüğünü kaybeden insan ise yavaş yavaş kendine yabancılaşır. Bana göre, insanın kendine yabancılaşması yaşanabilecek en kötü durumlardan biridir. Başkalarının istekleriyle yaşamaya başlamak, insanın benliğini silikleştirir; sonunda geriye, kendi hayatını değil, başkalarının istediği bir hayatı yaşayan bir gölge kalır. Oysa özgürlük, insanın kendi vicdanına göre hareket edebilmesini, duygu ve düşüncelerini açıkça ifade edebilmesini sağlar. Onur ise, o vicdanın sesini susturmadan yaşamaktır. Vicdanın sesini susturmamak, hayatın daha anlamlı ve güzel bir hâl alması ...

Murat Kaan Demir 11A

 Benim cevaplamak istediğim soru: -Ahmet, kör olduğunu bildiği Mehmet’in bir uçuruma doğru yürüdüğünü görüyor, ama ondan hoşlanmadığı için aşağıya yuvarlanmasına göz yumuyor. Bu cinayet sayılır mı? Bence bu sorunun cevabı hayır cinayet sayılmaz olmalı(ki bu TCK hukuğuna göre ters bir görüş). ÇÜnkü uçurumdan aşağı düşmek Mehmet'in seçimlerinden kaynaklanan bir sonuçtur. Eğer Ahmet, Mehmet'i birinci elden uçurumdan atmaya kalksaydı veya onu yönlendirseydi bu cinayet olurdu. Kör olması, onun uçurumdan düşmesini daha olası kılmaz çünkü kör bir insanın yeterli bir tedbirle dışarda dolaşması gerekir. Mesela görme engelli bireyler için değnekler, yardımcı köpekler ya da direkt olarak bir asistan tutmalı (tedbirsiz olduğunu bana düşündüren şey kişinin mesela ki elinde bir değneği olsaydı yolun bittiğini anlardı ve geri çekilirdi, yardımcı köpeği veya bir asistanı olsaydı onu uyarırdı. bu nedenlerle tedbirsiz olduğunu düşünüyorum). Tedbir eksikliğinden uçurumdan yuvarlanması kişinin sad...