Kayıtlar

Elif Naz Özçelik 11A P2

 Birey Ve Çağ  Bazen “ben kimim?” sorusu kafama öyle bir anda düşüyor ki, dersin ortasında, otobüste camdan dışarı bakarken ya da gecenin bir vakti telefon ekranına boş boş bakarken… Cevap vermek istiyorum ama net bir şey söyleyemiyorum. Çünkü ne zaman kendimi anlatmaya kalksam, işin içine başkaları da giriyor. Ailem, arkadaşlarım, öğretmenlerim, izlediğim videolar, okuduğum yorumlar… Sanki ben tek başıma bir insan değilim de, birçok sesin aynı bedende toplandığı biriyim. Kendi hayatımı yaşadığımı sanıyorum. Ama sonra fark ediyorum ki düşüncelerimin çoğu bana aitmiş gibi görünse de aslında dışarıdan bana sızmış. Mesela bir gün çok umutlu hissediyorum, ertesi gün her şey anlamsız geliyor. Bu kadar hızlı değişmem normal mi diye düşünüyorum. Sonra bakıyorum, etrafımdaki herkes de böyle. Demek ki bu ruh hâli sadece bana özgü değil; yaşadığımız zamanın bize bulaştırdığı bir duygu bu. Bizden sürekli bir şey olmamız bekleniyor. Başarılı, üretken, mutlu, özgüvenli… Ama kimse bu kadar ...

Ervin Deniz Kerelti 11A P2

"Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar..." Bu laf bana çöplüğü anımsattı.Çöplükte her ne kadar farklı çöpler olsa bile çöplerin hepsi kirli ve aynı yerdedir.Kendi çağımızda derken burada çağın gerekliliklerini ve bilgeliklerini taşıdığını söylebiliriz.Mesela telefon;bundan 30 yıl önce telefon ne bilmez iken çağın gerekliliği yüzünden herkesin bir telefonu var artık.işte bu da bilinçsiz şekilde olan çağın gerekliliklerinden.Burada kendi çağımızı yaşarken çağımıza yeniliklerde katmalıyız diye düşünüyorum yani çağımızın sorumluluklarını bilmeliyiz ve ona göre hareket etmeliyiz.İleri görüşlü olmakta denilebilir.Kendi çağımızı geliştirmek istiyorsak ve çağımıza öncülük etmek istiyorsak çağımızın sorumluluklarını anlamalıyız.Peki bu çağımızın sorumlulukları neler? Bunu bir örnek ile anlatıcam:Eskiden at arabaları varken Karl Benz kendi çağını ileri taşımak adı...

Doruk Cabak 11A P2

 Bence Thomas Mann bu cümlede insanın tek başına, tamamen kendinden ibaret olmadığını anlatıyor. Ben kendi hayatımı yaşıyorum, kendi kararlarımı alıyorum gibi düşünsem de aslında yaşadığım çağ beni sürekli etkiliyor. Günlük hayatta karşılaştığım olaylar, insanların düşünceleri, toplumdaki sorunlar ve beklentiler benim bakış açımı şekillendiriyor. Ben bazen bunun farkında olmuyorum ama yaşadığım dönemin şartları düşüncelerime yansıyor. Mutluluklarım, kaygılarım ve hatta hayallerim bile çağımın izlerini taşıyor. Örneğin herkesin konuştuğu bir sorun beni de düşündürüyor ya da toplumda yaygın olan bir fikir zamanla bana da normal gelmeye başlıyor. Bu yüzden insan sadece kendi bireysel hayatını yaşamıyor. Ben kendi hayatımı yaşarken, aynı zamanda çağdaşlarımın yaşadıklarından da etkileniyorum. Kısacası, insan hem kendisi olarak var oluyor hem de yaşadığı dönemin bir parçası haline geliyor. Doruk Cabak 11/A 1501

Efe Öztürk 11A P2

  “Çünkü insan, birey olarak yalnızca kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda bilin çli ya da bilinçsiz bir biçimde kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar.” Thomas Mann’ın bu sözü, kendini çok farklı ya da tamamen özgür zanneden insanların yüzüne çarpan sert bir tokat gibidir. Ben de bu düşünceye katılıyorum. Günümüzde pek çok insan benzer tip evlerde yaşıyor, aynı markalardan giyiniyor, aynı kahve dükkânlarından kahvelerini alıyorlar ve aynı nefret edilen saatlerde sıkıcı işlerine lanet ederek başkalarının isteği hayat için gece gündüz çalışıyorlar. Bu da özgürlüğümüzün aslında sınırsız olmadığını, sadece bulunduğumuz zamanın bize sunduğu seçenekler olduğunu bizlere gösterir. Bu benzerlikler yalnızca somut konuların dışında, insanların aynı kültürel kalıplara sığmaya çalışması ve aynı toplum normlarına uygun davranmaya çalışması gibi durumlarla devam etmektedir. Üstelik, hayatımıza çok uzun zaman önce girmemesine rağmen, dünya üzerindeki neredeyse her toplumda d...

Yağız Demir 11A P2

 İnsan birey olarak kendi hayatını yaşıyor gibi görünsede illahaki içinde  bulunduğu toplumdan etkilenir.Doğduğu andan itibaren insan,hazır bir sosyal düzenin içine girer  ve bu düzenin değerlerini, kurallarını ve düşünce biçimlerini öğrenerek büyür İçinde bulunulan çağ, insanın dünyayı algılayışını doğrudan etkiler. Her dönemin kendine özgü değerleri ve beklentileri vardır. Bu durum, o çağda yaşayan bireylerin benzer düşünce kalıplarına sahip olmasına yol açar. Dolayısıyla insan, büyük ölçüde çağının bir ürünüdür. Toplumun sunduğu normlar, bireyin özgür olduğunu düşündüğü alanları bile sınırlar. Bu durum moda üzerinden açıkça görülebilir. Moda, yalnızca giyim tarzı değil, bir dönemin düşünce yapısını ve yaşam anlayışını yansıtan toplumsal bir olgudur. Bireyin ne giydiği, kişisel bir tercih gibi görünse de aslında çağın ve toplumun etkisiyle şekillenir. İnsanlar kabul görmek, dışlanmamak ya da bir gruba ait hissetmek için dönemin moda anlayışına uyum sağlar. Böylece birey...

Tuana Arslan 11A P2

 İnsan yalnızca kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar." Bu cümle, aksi düşünülemeyecek kadar doğrudur. İnsan sosyal ve kümülatif bir varlıktır; bunun aksi iddia edilemez. Cümlenin ne anlama geldiğini açıklamadan önce, neyi kastetmediğini belirteyim: Bu cümle "İnsan çağdaşlarının değerlerini benimser", "İnsan çağının ahlakına uyar" ya da "İnsan çağının hayatını tekrar eder" gibi bir anlam taşımaz. Anlatılmak istenen; insanın belirli bir tarihî zamanda yaşadığı, çağının sorunlarıyla kaçınılmaz olarak karşılaştığı ve çağdaşlarının yarattığı değerler, krizler ve sorunlarla temas halinde olduğudur. İnsan, yaradılışı gereği böyledir ve bu değişmez bir olgudur. Kısacası insan, kendi çağından ve çağdaşlarından kaçınılmaz biçimde etkilenir; hatta aynı zamanda kendinden önceki kuşakların ürettiği değerleri, düşünce kalıplarını ve anlam çerçevelerini devralıp dönüştürür. Öyle ki, Nietzsche’nin yerleşik pek...

Duru Cabiroğlu 11A P2

 "Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar..." bu cümle dışardan bakıldığında normal bir fikir gibi görünse de doğruluğu o kadar farklı bir his yarattı ki bende. Aslında evet, gerçekten insan yalnız kendi kişisel hayatını yaşamıyor. Hiçbir insanın bütün hayatı boyunca sadece kendi kararları ve kendi duygularını öne çıkararak yaşadığını zannetmiyorum. Bir kere bile olsa o kişinin duygularını ve kararlarını toplumdaki başka bir kişi veya başka kişiler etkilemiştir, buna çok eminim. “Bilinçli veya bilinçsiz olarak…” demiş Thomas Mann, burada anlatmak istediği şey bireyin her iki şekilde de hayatının bir şeylerden etkilenmesidir bence. Mesela bilinçli bir şekilde insan nasıl etkilenebilir? En basitinden modayı takip edip kendini o dönemin popüler halinde iyi hissedebilir. Ya da ülkedeki farklı bakış açılarından ya da düşüncelerden bazılarını kendine daha yakın h...

Eymen Özel 11A P2

  FELSEFE Eymen Özel 11-A 1323 Thomas Mann'ın Büyülü Dağ'ındaki şu ifade, çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar, insanın sadece kendine dönük olmadığını vurgular. Bu ifadeye göre, insan hem bireyseldir hem de çevresiyle şekillenir. Yani, düşüncelerimiz ve değerlerimiz, fark etsek de etmesek de zamanın ruhundan etkilenir.   Mann'ın özellikle bilinçli veya bilinçsiz demesi önemlidir. Çünkü bazen çağımızın etkilerini kabul ederiz, onunla bilinçli etkileşim kurarız. Ama çoğunlukla bu etkiyi anlamayız; dilimiz, alışkanlıklarımız ve hayallerimiz bile bize doğal gelirken aslında dönemimizden kalmadır. Bu bakış açısıyla insan , hem kendi yaşamının faili hem de toplumsal yapının bir sonucudur.   Romanın yazıldığı zamanlarda, I. Dünya Savaşı öncesi Avrupa'sı büyük bir düşünsel kriz içindeydi. Romandaki karakterlerin iç sorunları sadece kişisel de...

Yiğit Ege Duran 11A P2

 Thomas Mann'ın "Büyülü Dağ" Romanındaki "Çünkü İnsan, Birey Olarak Yalnız Kendi Kişisel Hayatını Değil, Aynı Zamanda, Bilinçli veya Bilinçsiz Olarak, Kendi Çağının ve Çağdaşlarının Hayatlarını da Yaşar..." Cümlesi Üzerine Bir Deneme Thomas Mann'ın Büyülü Dağ adlı eserinde yer alan bu cümle, insanın yalnızca kendi yaşamını değil, çevresindeki zamanın ve toplumun etkilerini de içselleştirdiğini vurgular. Bu fikir, bireyin yalnızca kendi kimliğini ve hikayesini değil, aynı zamanda tarihsel, kültürel ve toplumsal bağlamda şekillenen bir varlık olduğunu anlatır. İnsan, yalnızca kendisini yaşamakla kalmaz; geçmişin ve toplumun izlerini, çağının zorluklarını ve umutlarını da içinde taşır. Bu bağlamda, her birey, adeta bir toplumun ve zamanın yansımasıdır. Romanın başkahramanı Hans Castorp, sanatoryumda geçirdiği zaman boyunca hem bireysel bir dönüşüm yaşar, hem de çevresindeki karakterlerle birlikte dönemin ruhunu ve toplumsal atmosferini hisseder. Bu anlamda, Cas...

Achelıya Değer 11A P2

 İnsan aslında sadece kendi bireysel hayatını yaşamaz; bulunduğu çağın ve dönemin özelliklerinden etkilenerek yaşar. İnsan, belirli bir zamanın, mekânın, toplumun ve çağın içine doğar ve hayatını bu özelliklere dayanarak sürdürür. İnsan kendisini ne kadar özgür hissetse de, doğduğu çağı ve içinde bulunduğu dönemin özelliklerini seçemediği için aslında düşündüğümüz kadar özgür değildir. Doğduğumuz çağın ve dönemin özellikleri hem düşünce dünyamızı şekillendirir hem de bakış açımızı etkiler. Bir insan bulunduğu dönemden etkilenmeden yaşayamaz; ancak bu dönemden ne kadar etkileneceğini ve dönemin özelliklerine nasıl bir tepki vereceğini belirleyebilir. Burada, “Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda bilinçli veya bilinçsiz olarak kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar…” cümlesindeki bilinçli veya bilinçsiz olarak kavramı öne çıkmaktadır. İnsan her türlü çağından etkilenir; ancak buna karşı geliştireceği düşünceleri zamanla kendisi şeki...

Emir Cabiroğlu 11A P2

 "Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar..."                                                                                                                                                                .                                                                            ...

Batuhan Aka 11A P2

 Merhabalar, Thomas Mann’ın Büyülü Dağ romanından “Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda bilinçli veya bilinçsiz olarak kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar…” cümlesi ile ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Şöyle ki, bence de doğru bir düşüncedir. Çünkü ilk insan dönemlerinde yaşanılan hayat koşulları inanılmaz derecede zorludur. Farklı refah düzeylerine bağlı olarak farklı düşüncelerin oluşması çok zordur. Kendisini ve ailesini hayatta tutmak zorunda olan, avlanan ve güçlenmesi gereken insan; zihninden çok beden gücünü düşünen bir canlıdır. İnsanın tamamen kendi yaşamını yaşaması diye bir olanak yoktur. İnsan, doğumundan itibaren ailesi ve doğuştan gelen belirli nedenler dolayısıyla tam anlamıyla kendi hayatını yaşayamaz; bir şekilde kısıtlanır ve bilincinde olmasa bile başkalarının istekleri üzerine bir yaşam sürdürür. Aldığı eğitim, yöneldiği meslek gibi unsurlar, kişinin farkında olmadan hayatını kökünden et...