Kayıtlar

Aralık, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ervin Deniz Kerelti 11A P2

"Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar..." Bu laf bana çöplüğü anımsattı.Çöplükte her ne kadar farklı çöpler olsa bile çöplerin hepsi kirli ve aynı yerdedir.Kendi çağımızda derken burada çağın gerekliliklerini ve bilgeliklerini taşıdığını söylebiliriz.Mesela telefon;bundan 30 yıl önce telefon ne bilmez iken çağın gerekliliği yüzünden herkesin bir telefonu var artık.işte bu da bilinçsiz şekilde olan çağın gerekliliklerinden.Burada kendi çağımızı yaşarken çağımıza yeniliklerde katmalıyız diye düşünüyorum yani çağımızın sorumluluklarını bilmeliyiz ve ona göre hareket etmeliyiz.İleri görüşlü olmakta denilebilir.Kendi çağımızı geliştirmek istiyorsak ve çağımıza öncülük etmek istiyorsak çağımızın sorumluluklarını anlamalıyız.Peki bu çağımızın sorumlulukları neler? Bunu bir örnek ile anlatıcam:Eskiden at arabaları varken Karl Benz kendi çağını ileri taşımak adı...

Doruk Cabak 11A P2

 Bence Thomas Mann bu cümlede insanın tek başına, tamamen kendinden ibaret olmadığını anlatıyor. Ben kendi hayatımı yaşıyorum, kendi kararlarımı alıyorum gibi düşünsem de aslında yaşadığım çağ beni sürekli etkiliyor. Günlük hayatta karşılaştığım olaylar, insanların düşünceleri, toplumdaki sorunlar ve beklentiler benim bakış açımı şekillendiriyor. Ben bazen bunun farkında olmuyorum ama yaşadığım dönemin şartları düşüncelerime yansıyor. Mutluluklarım, kaygılarım ve hatta hayallerim bile çağımın izlerini taşıyor. Örneğin herkesin konuştuğu bir sorun beni de düşündürüyor ya da toplumda yaygın olan bir fikir zamanla bana da normal gelmeye başlıyor. Bu yüzden insan sadece kendi bireysel hayatını yaşamıyor. Ben kendi hayatımı yaşarken, aynı zamanda çağdaşlarımın yaşadıklarından da etkileniyorum. Kısacası, insan hem kendisi olarak var oluyor hem de yaşadığı dönemin bir parçası haline geliyor. Doruk Cabak 11/A 1501

Efe Öztürk 11A P2

  “Çünkü insan, birey olarak yalnızca kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda bilin çli ya da bilinçsiz bir biçimde kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar.” Thomas Mann’ın bu sözü, kendini çok farklı ya da tamamen özgür zanneden insanların yüzüne çarpan sert bir tokat gibidir. Ben de bu düşünceye katılıyorum. Günümüzde pek çok insan benzer tip evlerde yaşıyor, aynı markalardan giyiniyor, aynı kahve dükkânlarından kahvelerini alıyorlar ve aynı nefret edilen saatlerde sıkıcı işlerine lanet ederek başkalarının isteği hayat için gece gündüz çalışıyorlar. Bu da özgürlüğümüzün aslında sınırsız olmadığını, sadece bulunduğumuz zamanın bize sunduğu seçenekler olduğunu bizlere gösterir. Bu benzerlikler yalnızca somut konuların dışında, insanların aynı kültürel kalıplara sığmaya çalışması ve aynı toplum normlarına uygun davranmaya çalışması gibi durumlarla devam etmektedir. Üstelik, hayatımıza çok uzun zaman önce girmemesine rağmen, dünya üzerindeki neredeyse her toplumda d...

Yağız Demir 11A P2

 İnsan birey olarak kendi hayatını yaşıyor gibi görünsede illahaki içinde  bulunduğu toplumdan etkilenir.Doğduğu andan itibaren insan,hazır bir sosyal düzenin içine girer  ve bu düzenin değerlerini, kurallarını ve düşünce biçimlerini öğrenerek büyür İçinde bulunulan çağ, insanın dünyayı algılayışını doğrudan etkiler. Her dönemin kendine özgü değerleri ve beklentileri vardır. Bu durum, o çağda yaşayan bireylerin benzer düşünce kalıplarına sahip olmasına yol açar. Dolayısıyla insan, büyük ölçüde çağının bir ürünüdür. Toplumun sunduğu normlar, bireyin özgür olduğunu düşündüğü alanları bile sınırlar. Bu durum moda üzerinden açıkça görülebilir. Moda, yalnızca giyim tarzı değil, bir dönemin düşünce yapısını ve yaşam anlayışını yansıtan toplumsal bir olgudur. Bireyin ne giydiği, kişisel bir tercih gibi görünse de aslında çağın ve toplumun etkisiyle şekillenir. İnsanlar kabul görmek, dışlanmamak ya da bir gruba ait hissetmek için dönemin moda anlayışına uyum sağlar. Böylece birey...

Tuana Arslan 11A P2

 İnsan yalnızca kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar." Bu cümle, aksi düşünülemeyecek kadar doğrudur. İnsan sosyal ve kümülatif bir varlıktır; bunun aksi iddia edilemez. Cümlenin ne anlama geldiğini açıklamadan önce, neyi kastetmediğini belirteyim: Bu cümle "İnsan çağdaşlarının değerlerini benimser", "İnsan çağının ahlakına uyar" ya da "İnsan çağının hayatını tekrar eder" gibi bir anlam taşımaz. Anlatılmak istenen; insanın belirli bir tarihî zamanda yaşadığı, çağının sorunlarıyla kaçınılmaz olarak karşılaştığı ve çağdaşlarının yarattığı değerler, krizler ve sorunlarla temas halinde olduğudur. İnsan, yaradılışı gereği böyledir ve bu değişmez bir olgudur. Kısacası insan, kendi çağından ve çağdaşlarından kaçınılmaz biçimde etkilenir; hatta aynı zamanda kendinden önceki kuşakların ürettiği değerleri, düşünce kalıplarını ve anlam çerçevelerini devralıp dönüştürür. Öyle ki, Nietzsche’nin yerleşik pek...

Duru Cabiroğlu 11A P2

 "Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar..." bu cümle dışardan bakıldığında normal bir fikir gibi görünse de doğruluğu o kadar farklı bir his yarattı ki bende. Aslında evet, gerçekten insan yalnız kendi kişisel hayatını yaşamıyor. Hiçbir insanın bütün hayatı boyunca sadece kendi kararları ve kendi duygularını öne çıkararak yaşadığını zannetmiyorum. Bir kere bile olsa o kişinin duygularını ve kararlarını toplumdaki başka bir kişi veya başka kişiler etkilemiştir, buna çok eminim. “Bilinçli veya bilinçsiz olarak…” demiş Thomas Mann, burada anlatmak istediği şey bireyin her iki şekilde de hayatının bir şeylerden etkilenmesidir bence. Mesela bilinçli bir şekilde insan nasıl etkilenebilir? En basitinden modayı takip edip kendini o dönemin popüler halinde iyi hissedebilir. Ya da ülkedeki farklı bakış açılarından ya da düşüncelerden bazılarını kendine daha yakın h...

Eymen Özel 11A P2

  FELSEFE Eymen Özel 11-A 1323 Thomas Mann'ın Büyülü Dağ'ındaki şu ifade, çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar, insanın sadece kendine dönük olmadığını vurgular. Bu ifadeye göre, insan hem bireyseldir hem de çevresiyle şekillenir. Yani, düşüncelerimiz ve değerlerimiz, fark etsek de etmesek de zamanın ruhundan etkilenir.   Mann'ın özellikle bilinçli veya bilinçsiz demesi önemlidir. Çünkü bazen çağımızın etkilerini kabul ederiz, onunla bilinçli etkileşim kurarız. Ama çoğunlukla bu etkiyi anlamayız; dilimiz, alışkanlıklarımız ve hayallerimiz bile bize doğal gelirken aslında dönemimizden kalmadır. Bu bakış açısıyla insan , hem kendi yaşamının faili hem de toplumsal yapının bir sonucudur.   Romanın yazıldığı zamanlarda, I. Dünya Savaşı öncesi Avrupa'sı büyük bir düşünsel kriz içindeydi. Romandaki karakterlerin iç sorunları sadece kişisel de...

Yiğit Ege Duran 11A P2

 Thomas Mann'ın "Büyülü Dağ" Romanındaki "Çünkü İnsan, Birey Olarak Yalnız Kendi Kişisel Hayatını Değil, Aynı Zamanda, Bilinçli veya Bilinçsiz Olarak, Kendi Çağının ve Çağdaşlarının Hayatlarını da Yaşar..." Cümlesi Üzerine Bir Deneme Thomas Mann'ın Büyülü Dağ adlı eserinde yer alan bu cümle, insanın yalnızca kendi yaşamını değil, çevresindeki zamanın ve toplumun etkilerini de içselleştirdiğini vurgular. Bu fikir, bireyin yalnızca kendi kimliğini ve hikayesini değil, aynı zamanda tarihsel, kültürel ve toplumsal bağlamda şekillenen bir varlık olduğunu anlatır. İnsan, yalnızca kendisini yaşamakla kalmaz; geçmişin ve toplumun izlerini, çağının zorluklarını ve umutlarını da içinde taşır. Bu bağlamda, her birey, adeta bir toplumun ve zamanın yansımasıdır. Romanın başkahramanı Hans Castorp, sanatoryumda geçirdiği zaman boyunca hem bireysel bir dönüşüm yaşar, hem de çevresindeki karakterlerle birlikte dönemin ruhunu ve toplumsal atmosferini hisseder. Bu anlamda, Cas...

Achelıya Değer 11A P2

 İnsan aslında sadece kendi bireysel hayatını yaşamaz; bulunduğu çağın ve dönemin özelliklerinden etkilenerek yaşar. İnsan, belirli bir zamanın, mekânın, toplumun ve çağın içine doğar ve hayatını bu özelliklere dayanarak sürdürür. İnsan kendisini ne kadar özgür hissetse de, doğduğu çağı ve içinde bulunduğu dönemin özelliklerini seçemediği için aslında düşündüğümüz kadar özgür değildir. Doğduğumuz çağın ve dönemin özellikleri hem düşünce dünyamızı şekillendirir hem de bakış açımızı etkiler. Bir insan bulunduğu dönemden etkilenmeden yaşayamaz; ancak bu dönemden ne kadar etkileneceğini ve dönemin özelliklerine nasıl bir tepki vereceğini belirleyebilir. Burada, “Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda bilinçli veya bilinçsiz olarak kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar…” cümlesindeki bilinçli veya bilinçsiz olarak kavramı öne çıkmaktadır. İnsan her türlü çağından etkilenir; ancak buna karşı geliştireceği düşünceleri zamanla kendisi şeki...

Emir Cabiroğlu 11A P2

 "Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar..."                                                                                                                                                                .                                                                            ...

Batuhan Aka 11A P2

 Merhabalar, Thomas Mann’ın Büyülü Dağ romanından “Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda bilinçli veya bilinçsiz olarak kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar…” cümlesi ile ilgili düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Şöyle ki, bence de doğru bir düşüncedir. Çünkü ilk insan dönemlerinde yaşanılan hayat koşulları inanılmaz derecede zorludur. Farklı refah düzeylerine bağlı olarak farklı düşüncelerin oluşması çok zordur. Kendisini ve ailesini hayatta tutmak zorunda olan, avlanan ve güçlenmesi gereken insan; zihninden çok beden gücünü düşünen bir canlıdır. İnsanın tamamen kendi yaşamını yaşaması diye bir olanak yoktur. İnsan, doğumundan itibaren ailesi ve doğuştan gelen belirli nedenler dolayısıyla tam anlamıyla kendi hayatını yaşayamaz; bir şekilde kısıtlanır ve bilincinde olmasa bile başkalarının istekleri üzerine bir yaşam sürdürür. Aldığı eğitim, yöneldiği meslek gibi unsurlar, kişinin farkında olmadan hayatını kökünden et...

Murat Kaan Demir 11A P2

 Bence Thomas Mann’ın Büyülü Dağ romanında geçen bu cümle, insanın sanıldığı kadar “tek başına” bir varlık olmadığını anlatıyor. İnsan genelde kendi hayatını yaşadığını, kararlarını tamamen kendisinin verdiğini düşünür. Ancak aslında birey, farkında olsa da olmasa da yaşadığı çağın etkisini üzerinde taşır. Toplumda yaşanan olaylar, insanların düşünce yapıları, savaşlar, ekonomik durumlar ya da teknolojik gelişmeler insanın hayatına doğrudan veya dolaylı olarak yansır. İnsan bazen kendi düşüncelerinin gerçekten kendisine ait olduğunu sanır. Oysa bu düşünceler, ailesinden, arkadaşlarından, okuldan ve medyadan etkilenerek şekillenir. Mesela günümüzde yaşayan bir genç ile yüz yıl önce yaşayan bir gencin hayalleri ve korkuları aynı değildir. Bunun sebebi kişisel özelliklerden çok, yaşanılan çağın sunduğu imkanlar ve yarattığı sorunlardır. Bu da gösteriyor ki insan sadece kendi bireysel hayatını değil, aynı zamanda çağdaşlarının hayatlarıyla iç içe geçmiş bir hayat yaşar. Thomas Mann’ın ...

Aras Tuğberk İtkü 11A P2

Ben, Thomas Mann’ın bu cümlesine %100 bir şekilde hak veriyorum; çünkü insan, doğduğu andan itibaren kendi hayatını yaşamakla birlikte bulunduğu çağın ve o insanların hayatını da yaşar. Doğduğumuz andan itibaren o çağın dilini konuşmamız, doğduğumuz ülke—bunların hepsi aslında çağımızın ve çağdaşlarımızın hayatıdır. Biz bunları seçmedik; bunlar bize çağımızın sunduğu şeylerdir.  Yaşadığımız ekonomik sıkıntılar, politik sorunlar aslında bizimle alakalı değil, başkalarının hayatlarıyla alakalıdır; fakat onların sıkıntılarını biz de sırtımızda taşıyoruz. Çünkü herkes, çağının ve çağdaşlarının hayatını yaşamakta ve yaşayacaktır; istesek de istemesek de başkalarının hayatındaki bulantılar ve olaylar bizi de etkiler. Fakat başkalarının hayatındaki olumlu şeyler bizi de besleyebilir ya da olumlu etkileyebilir.  Bunu, iç içe geçmiş iki nehir gibi düşünebiliriz. Bugün kilometrelerce ötede yaşanan bir savaşın bizim vicdanımızı ve kalbimizi etkilemesi, bu sözün en büyük örneği ve kanıtıd...

Sahra Avcı 11A P2

  Thomas Mann’ın Büyülü Dağ romanında geçen “Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar…” cümlesi, insanın sandığımızdan çok daha az “yalnız” bir varlık olduğunu hatırlatır. Bu söz, bireyin kaderini yalnızca kendi seçimleriyle değil, içinde bulunduğu zamanın ruhuyla da birlikte taşıdığını güçlü bir biçimde ifade eder. İnsan çoğu zaman hayatını sadece kendisine ait sanır. Aldığı kararların, yaşadığı acıların, kurduğu hayallerin yalnızca kendi iradesinin sonucu olduğunu düşünmek ister. Oysa Mann’ın işaret ettiği gibi, birey ne kadar özgür olduğunu sansa da çağının görünmez ipleriyle çevrelenmiştir. Doğduğu dönem, tanık olduğu savaşlar, toplumsal dönüşümler, ekonomik sıkıntılar ya da refah; insanın düşünce biçimini, korkularını ve umutlarını şekillendirir. Biz farkında olmasak bile çağımız, zihnimizin derinliklerine sessizce yerleşir. Büyülü Dağ’da zamanın yavaşlad...

Kardelen Demirçivi 11A P2

 Thomas Mann’ın  Büyülü Dağ romanında söylediği “İnsan yalnızca kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar” cümlesine kısmen katılıyorum. Çünkü insanlar çoğu zaman yaşadıkları dönemde popüler olan şeylerden etkilenir. Ne yediğimizden ne giydiğimize, hatta nasıl düşündüğümüze kadar birçok konuda çağımıza göre hareket ederiz. Ancak herkesin tamamen bu popüler etkiye kapıldığını düşünmüyorum. Kendi zevklerine göre yaşamayı seçen insanlar da vardır. Bence bireyin bu konudaki özgürlüğü maddi imkânlarla da ilgilidir. Bir insan istese bile maddi durumu yeterli değilse bazı şeyleri yapamayabilir. Maddi imkânı olan kişiler ise seçimlerini daha rahat yapabilir. Bu durum, bireyin yaşadığı çağdan ne kadar bağımsız olabileceğini etkileyen önemli bir faktördür. İnsan, toplumdan ve çağından tamamen kopuk yaşayabilir mi sorusuna ise kısmen “evet” cevabını verebilirim. Eğer çevresinde onu destekleyen insanlar varsa, birey kendi kararlarını al...

Asya Akkaşlı 11A P2

 Asya Akkaşlı 11/A 1573 İnsan Yalnızca Kendi Hayatından mı İbaret? İnsan, dünyaya tek başına gelir ama hiçbir zaman tamamen yalnız yaşamaz. Doğduğu andan itibaren ailesiyle, çevresiyle ve toplumla iç içe olur. Bu yüzden insanın kişiliği, düşünceleri ve hayata bakışı yalnızca kendi yaşadıklarıyla değil, çevresindeki insanların hayatlarıyla da şekillenir. Kendi hayatımız bizim için önemli olsa da, başkalarının yaşantıları da bizi etkiler ve değiştirir. İlk olarak insan ailesinden etkilenir. Aile, bireyin ilk öğretmenidir. Anne ve babanın davranışları, konuşma şekilleri ve hayata karşı tutumları çocuk üzerinde derin izler bırakır. Sevgi dolu bir ortamda büyüyen bir insan daha güvenli olabilirken, baskı altında büyüyen bir insan daha çekingen olabilir. Bu durum gösterir ki insanın kişisel hayatı bile aslında başkalarıyla birlikte şekillenir. İnsan büyüdükçe çevresi genişler. Okul, arkadaşlar ve öğretmenler hayatın önemli bir parçası olur. Arkadaş çevresi insanın düşüncelerini etkiler. ...

Nesrin Uğur 11A P2

Resim
 

Rana Akkayalı 11A P2

 THOMAS MANN DENEME  İnsan çoğu zaman hayatını yalnızca kendisi için yaşadığını düşünür. Aldığı kararların, kurduğu hayallerin ve yaşadığı duyguların tamamen kendisine ait olduğuna inanır. Oysa Thomas Mann’ın Büyülü Dağ romanında geçen “İnsan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar” sözü, bu düşünceyi sorgulamamıza neden olur. Bu cümle bana, insanın sandığı kadar bağımsız olmadığını ve yaşadığı çağdan bütünüyle kopamayacağını düşündürüyor. İnsan dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren belli bir zamanın içine doğar. Bu zaman dilimi, onun düşüncelerini, değerlerini ve hayata bakışını büyük ölçüde belirler. Kullandığımız kelimeler, doğru ya da yanlış olarak gördüğümüz davranışlar, hatta gelecekle ilgili beklentilerimiz bile yaşadığımız çağın izlerini taşır. Bu nedenle birey, sadece kendi hayatını yaşamaz; farkında olmadan çağının sorunlarını, korkularını ve umutlarını da i...

İklim Ece Tetik 11A P2

  "Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi ki ş isel hayat ı n ı de ğ il, ayn ı zamanda, bilin ç li veya bilinçsiz olarak, kendi ça ğ ı n ı n ve ç a ğ da ş lar ı n ı n hayatlar ı n ı da ya ş ar..." konusu hakkında deneme İnsan kendi hayatını yaşarken yalnızca kişisel deneyimlerinin içinde var olmaz; aynı zamanda çevresinde olup biten olaylara da tanıklık eder. Toplumda meydana gelen siyasal, kültürel ve sosyal değişimler bireyin düşüncelerini, değer yargılarını ve davranışlarını etkiler. Bu nedenle birey, farkında olmasa bile yaşadığı çağın sorunlarını, korkularını ve beklentilerini içinde taşır. İnsan çoğu zaman kendi kararlarını tamamen özgürce aldığını düşünür   ancak bu kararlar, içinde bulunulan dönemin şartları ve toplumsal yapısı   tarafından şekillendirilir.Her çağ, bireylerin düşünce dünyasına yön veren belirli değerler ve anlayışlar üretir. İnsan bu değerlerle büyür, onları sorgular ya da benimser. Kimi zaman toplumun genel düşüncesine uyum sağlar, kimi zama...

Zeynep Yağmur Eryılmaz 11A P2

 Çevremiz bizi doğrudan olmasa da çoğu zaman dolaylı olarak etkiler. Bu etkileşim kaçınılmazdır çünkü insan, birey olduğu kadar bir topluma ve zamana da ait bir varlıktır. Aslında ilk bakışta hayatımız, kendi kararlarımız,tercihlerimiz ve düşüncelerimiz üzerinden ilerliyormuş gibi görünüyor ancak aslında sandığımız kadar bağımsız değiliz. Tüm bu kararların,düşüncelerin şekillenmesinde bir çok etki var. Doğduğumuz andan itibaren bir çağın içine düşeriz ve o çağın düşünce yapısı,kültürü,korkuları,inandıkları ile büyürüz.Bu bakış açısı, felsefede varoluşçuluk anlayışıyla ilişkilendirilebilir. Varoluşçuluğa göre insan, kendi varlığını anlamlandırmakla yükümlüdür; fakat bu süreç tamamen özgür bir zeminde gerçekleşmez. İnsan, belirli koşullar içine doğar ve bu koşullar onun yaşamını kaçınılmaz olarak etkiler.  Sosyal etkileri düşünecek olursak, topluluk içinde bireyler kabul görmek ve aidiyet hissetmek için sürekli ölçüp tartarlar ve sosyal normlara uyum sağlarlar. İşte bu şekilde k...

Tuana Küçük 11A P2

  Bu hayatta kararları kendimiz verdiğimizi, sadece kendimiz için yaşadığımızı zannederiz. Ancak gerçek böyle değildir. Bilinçli veya bilinçsiz olarak yaşadığımız toplumdan ve çağdan etkileniriz. Yaşadığımız olaylar bizlerin hayata bakışını etkiler. Aynı kaygılara ve sorunlara sahip oluruz. Çünkü farkında olmasak da aynı olaylara tanıklık eder, benzer şeyler yaşarız. Bu yüzden sadece kendi hayatımıza değil, çağdaşlarımızın hayatlarına da ortak oluruz. Bu durum zor zamanlarda daha çok ortaya çıkar. Toplumu etkileyen olaylar insanların duygularına yansır. Yaşanan olaylara sadece bir kişi üzülmez, toplum olarak üzülürüz. Bu yüzden birbirimizle empati yapmamız çok daha kolaydır. Aynı sorunları olan kişiler birbirini anlamakta zorlanmaz. Sadece kendi hayatımızı yaşamamamız bazı kişileri korkutabilir. Kontrolü elinden kaybettiğini düşünüp çaresiz hissedebilir. Ama bu kesinlikle böyle düşünülmemelidir. İnsan düşünen, sorgulayan bir varlıktır; toplumsal sorunları ve baskıyı hissetmed...

Mert Soylu 11A P2

  İnsanın kendi varoluşu gereği “varoluşunun” yalnızca bireysel bir çerçevede ele alınamayacağını söyleyebiliriz. İnsan her ne kadar kendi bilincine sahip bir birey olsa da, tamamen izole bir varlık değildir. Bu, insanın sosyal bir varlık olması sebebinin dayanağıyla da imkanını yitirir. İnsan bu bağlamda, dış dünyanın bir aynası, çevresindekileri sünger gibi çeken bir varlıktır. Dolayısıyla insanın, yaşadığı çağın düşünce yapıları, değerleri ve krizleri bilincini doğrudan ya da dolaylı olarak önemli bir ölçüde şekillendirir. İnsan çoğu zaman kendi kararlarını özgür iradesiyle aldığını düşünür fakat bu kendi kanaatimce bir yanılsamadır. Bir önceki yazımda bu bağlam ile ilgili yeteri kadar detaya girdiğimi düşünüyorum. Bu irade ve bilinç, içinde bulunulan toplumsal koşullardan bağımsız değildir. Dilimiz, ahlaki yargılarımız, doğru ve yanlış algımız hatta korkularımız bile çağın bize çizdiği birtakım sınırlılıklar içinde oluşur. Bu nedenle insan yalnızca “kendi hayatını yaşayıp gid...

İrem Gözeten 11A P2

  Aslında her birimiz görünmez bağlarla birbirimize ve yaşadığımız zamana ne kadar sıkı bağlanıyoruz. Çoğu zaman hayatı sadece kendi penceremizden gördüğümüzü sanıyoruz ama aslında hepimiz, devasa bir nehrin içinde birlikte sürükleniyoruz. “Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar...”   Thomas Mann’ın bu derin sözü, herkesin bireysel varoluşunun, kendi zamanının ve toplumsal bağlamının bir yansıması olduğunu vurgulamıştır. İnsan, yalnızca kendi anılarını biriktirip kendi bireysel tecrübesini yaşamakla kalmıyor; çağının çalkantıları, toplumsal dönüşümleri, savaşları ve barışları onun yaşamına doğrudan etki etmekte. Bu bağlamda birey, kendisini tarihin dışında konumlandıramaz; çünkü tarih, bireyin yalnızca arka planı değil, aynı zamanda varoluş koşuludur. Yaşadığı zaman dilimiyle kurduğu bu ilişki, bireyin kimliğini şekillendiren en önemli unsurlardan bir...

Ayşe Cemre Selek 11A P2

“İnsan birey olarak yalnızca kendi hayatını değil, aynı zamanda bilinçli ya da bilinçsiz olarak kendi çağının ve çağdaşlarının hayatını da yaşar.” Thomas Mann’ın Büyülü Dağ adlı eserinde geçen bu cümle, insanın toplumdan ne kadar bağımsız olabileceği sorusunu düşündürüyor. İnsan kendini bireysel bir varlık olarak görse de, düşüncelerinin ve seçimlerinin büyük bir kısmı içinde yaşadığı toplumla bağlantılıdır. Hepimizin kendine ait fikirleri olduğunu düşünürüz. Ancak bu fikirlerin ne kadarı gerçekten bize aittir? Düşüncelerimizin tamamen özgün olduğunu savunsak bile, bir noktada yaşadığımız çevrenin ve hayat şartlarının etkisi ortaya çıkar. İnsan doğduğu andan itibaren ailesinin tutumlarıyla ve çevresinde gördükleriyle bir düşünme biçimi geliştirir. Aile ise kendi öğrendiklerini, geçmişten gelen değerleri çocuğa aktarır ve bu durum nesiller boyunca devam eder. Buna din konusu iyi bir örnek olabilir. Çoğunluğu Müslüman olan bir toplumda büyüyen bireylerin, küçük yaşlardan itibaren b...

Ayşenaz Garip 11A P2

  Bireyin Varoluşu: Zamanın ve Toplumun Gölgesinde Kendi varlığımızın sınırlarını çizdiğimiz o dar oda aslında kapıları sonsuzluğa açılan devasa bir yapbozun parçasıdır. Çoğu zaman kendi sesimizi duyduğumuzu sanırız, oysa dilimizden dökülen her kelime, bizden önceki nesillerin fısıltısını içerir. Kendimizi ne kadar bağımsız hissetsek de düşüncelerimiz bizden önceki dönemlerin izlerini taşırlar. Bu durum, bireyin sadece kendi yaşamını değil, içinde bulunduğu toplumun kaderinden de etkilenerek yaşadığını bizlere gösterir. Thomas Mann’ın Büyülü Dağ adlı eserinde de “Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar…” sözüyle insanın sadece kendi seçimlerinden ibaret olmadığını yaşadığı dönemin ve içerisinde bulunduğu toplumun onun hayatını bilinçli ya da bilinçsiz olarak şekillendirdiğinden söz edilmiştir. Çünkü umutlarımız, hayallerimiz, duygu ve düşüncelerimiz yaşadığımız...

Sıla Yonca 11A P2

 "Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar..." Bu söz için yorumlarım şöyle: İnsan aslında hayatını sadece kendi kararlarıyla yönettiğini veya sadece kendi seçimleri doğrultusunda bi hayat yaşadığını düşünür bu kısmen doğrudur.Ancak bizler sadece çevremiz,ülkemiz değil dünyadaki her insanın yaptığı davranışlar yaptıkları seçimler veya yapmadıkları seçimler doğrultusunda yaşıyoruz belkide bundan bihaberiz. Ancak bu söz bize zaten bizim sadece kendş kararlarımızla yaşamadığımız yani herkesten o kadar da bağımsız olamadığımızı bize hatırlatır.  Hepimiz aslında ben kavramıyla doğarız ancak ortada ben değil çoğunlukla biz kavramı üstündür. Hepimiz kullandığımız dil,inandığımız din ,dogdumuz aile,kültürel inançlarımız ,umutlarımız hayallerimiz ve dönemin sosyal koşullarıyla şekillendiririz hayatımızı. Birey farkında olsun olmasın o çağın insanlarının yaptıklarında...

Ceylin Ada 11A P2

  "Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar..." Bu söz, herhangi bir bireyin sandığımız kadar izole ve yalnız bir durumda olmadığını hatırlatır. İnsan, sadece kendi iç dünyasında yaşadığını düşünse bile, düşünme biçimi, değerleri ve hatta hayalleri çağının ortak durumundan beslenir. Kendi hayatını yaşarken, başkalarının hayatlarıyla görünmez bağlar kurar farkında olmadan çağdaşlarının duygularını, korkularını ve umutlarını taşır.   Sözün “bilinçli veya bilinçsiz” kısmı, insanın toplum ve çağdaşlarıyla kaçınılmaz bir etkileşim içinde olduğunu gösterir. Kişi, çağının değerlerini benimsemese bile onlara tepki vererek yine o çağın içinde kalır. Sessiz bir uyum da, açık bir başkaldırı da aynı tarih zaman diliminde gerçekleşir. Bu da bireyselliğin kişisel değil, ilişkisel bir olgu olduğunu açıkça vurgular. Bu sözü okuduktan aslında insanın aklına şu soru gel...

Kaan Öğrük 11A P2

"Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar..."   -Thomas Mann Thomas Mann’ın bu cümlesini okurken bana şu duygu geliyor: İnsan, sandığı kadar yalnız değil. Kendi hayatını yaşadığını düşünürken, farkında olmadan başkalarının korkularını, umutlarını, hatta henüz söze dökülmemiş düşüncelerini de içinde taşır. Bu yüzden birey olmak, tamamen bağımsız olmak anlamına gelmiyor; daha çok, yaşadığın zamanın içinden süzülerek şekillenmek gibi. Bu noktada bu sözü determinist saymak mümkün, ama sert bir kadercilik olarak değil. Mann insana “seçme hakkın yok” demez; fakat şunu hatırlatır: Seçtiğini sandığın şeyler, çoğu zaman çağının sana sunduğu seçeneklerdir. İnsan özgürdür, ama bu özgürlük boşlukta değil, tarih denen dar bir odanın içinde çalışır. Yani insan ne kadar bağımsız olursa ya da ne kadar bağımsız olduğunu düşünürse düşünsün, içinde daima toplumu ve toplumda...

Esra Can 11A P2

 Benim bu konu hakkında aklıma ilk gelen kavram "Asimile olmak" oldu. İnsan gerek iş hayatında, gerek arkadaş ortamında olsun kendisine çevre edinir. Kişi çevresinden etkilenir. Çevresindeki insanların yaptığı davranışlar kişiye uymasa bile belli bir zaman sonra bu davranışlar ya da alışkanlıklar ona normal gelmeye başlar.  Bunun için kendi akrabalarımı  örnek verebilirim. Ben Bulgaristan göçmeniyim ve akrabalarımın neredeyse hepsi Bulgaristan'da yaşamakta. Tatil zamanlarında yanlarına gittiğimde hayatlarımızın çok farklı olduğunu fark ediyorum. Hayata bakış açıkları, kültürel etkinlikleri, aile içi tutumları ve daha bir çok konuda benim yaşantımdan farklı. Bunun en büyük sebebi yaşadıkları yerde edindikleri çevre ve bulundukları bölgenin etken unsurları olduğunu düşünüyorum.  Farklı bir bakış açısı ise tarihsel farklılıklardır. Yakın zamanda sosyal medyada gezerlen TRT Arşiv adlı bir hesap ile karşılaşılaştım ve 1980- 1990 yıllarının röportajını izledim. Aynı ülkeni...

Musa Karaman 11A P2

  Bence insan çoğu zaman hayatını yalnızca kendi seçimleri ve yaşadıkları üzerinden değerlendirdiğini düşünür. Fakat Thomas Mann’ın Büyülü Dağ adlı eserinde söylediği “Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar...” sözü, bu düşüncenin eksik veya hatalı olduğunu gösterir. Çünkü insan, yaşadığı toplumdan ve dönemden bağımsız bir varlık değildir. Bir insanın düşünceleri ve davranışları içinde bulunduğu çağın koşullarından etkilenir. Örnek vermek gerekirse teknolojinin geliştiği bir çağda büyüyen biz diğer kuşaklara göre dünyayı daha hızlı ve daha farklı algılarız. Veya sosyal medyada gördüğümüz hiç tanımadıkları kişilerin veya influencerların hayatlarından bile etkilenebiliriz. Bu durum, insanın yalnızca kendi hayatını değil, farkında olmadan çağının hayatını da yaşadığını gösterir. Ayrıca insanlar birbirlerinden de etkilenir. Örneğin arkadaş çevremizin veya ailemi...

Ceyda Aksoy 11A P2

  Thomas Mann’ın Büyülü Dağ adlı romanında geçen “Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar.” sözü, insanın toplumdan ve yaşadığı dönemden bağımsız olmadığını anlatır. Bu söz, insanın hayatının sadece kendisinden ibaret olmadığını aynı zamanda içinde bulunduğu çağdan etkilendiğini söyler. İnsan çoğu zaman kararlarını tamamen kendi verdiğini düşünür. Ancak bu kararlar çoğunlukla yaşadığı ortamdan etkilenir. İnsanların düşünceleri, kararları ve davranışları içinde bulundukları toplumla ilişkilidir. Mesela teknolojinin geliştiği bir çağda yaşayan insanların günlük yaşamı ile geçmişte yaşayan insanların hayatı aynı değildir. Bu durum çağın insan üzerindeki etkisini açıkça gösterir.        Fakat insan bazen çevresinden etkilendiğinin farkında değildir. İnsan bilinçli olarak hayatını yaşadığı gibi, çoğu zaman bunu fark etmeden de yaşar. ...

Armin Görnük 11A P2

 "Çünkü insan, birey olarak yalnız kendi kişisel hayatını değil, aynı zamanda, bilinçli veya bilinçsiz olarak, kendi çağının ve çağdaşlarının hayatlarını da yaşar..." Bu söz, insanın sadece kendi hayatını yaşayan izole bir varlık olmadığını, yaşadığı dönemin şartlarından ve çevresindeki insanlardan ister istemez etkilendiğini anlatıyor. Bence bu düşünce insanı anlamak için çok önemli bir noktaya değiniyor. Çünkü çoğu zaman “Bu benim hayatım, kendi kararlarım” diye düşünsek de aslında aldığımız kararların, düşüncelerimizin ve davranışlarımızın arkasında yaşadığımız çağın izleri bulunur. Öncelikle insan, doğduğu andan itibaren hazır bir dünyanın içine gelir. Aile yapısı, toplumun değerleri, ekonomik durum, teknoloji, eğitim sistemi gibi pek çok etken bireyin hayatını şekillendirir. Örneğin bugün yaşayan bir genç ile yüz yıl önce yaşayan bir gencin hayalleri, korkuları ve hedefleri aynı değildir. Bunun sebebi onların kişiliklerinin tamamen farklı olması değil, yaşadıkları çağlar...